Blog'a Dön
Sosyal Medya

Sosyal Medya Ajansı Seçerken Sorulması Gereken 12 Soru

Sosyal medya ajansı seçiminde ayırt edici olan şey portfolyonun güzelliği değil, ajansın süreci nasıl kurduğudur. Görüşmede sorulması gereken sorular şunlar: içerik kim tarafından üretiliyor, çekim dahil mi, hesap erişimi nasıl sağlanıyor, hangi metrikler raporlanıyor, sözleşme süresi ve çıkış koşulları ne, ve üretilen içeriklerin mülkiyeti kimde. Bu soruların cevabı, sunum dosyasından çok daha fazla şey söyler.

Tamer Gerek
Tamer Gerek

Kurucu & Prodüktör, Gerek Medya · 10 dk okuma

Sosyal medya içerik üretimi için çekim hazırlığı

Sosyal medya ajansı görüşmeleri birbirine çok benziyor. Herkes güzel bir sunum dosyası gösteriyor, herkes "stratejik yaklaşım" diyor, herkesin portfolyosunda iyi görünen işler var.

Ayırt edici olan sunum değil, sürecin nasıl kurulduğu. Aşağıdaki on iki soru, bunu ortaya çıkarmak için tasarlandı. Cevapları not alın — üç ajansla görüştüğünüzde farkı bu cevaplarda göreceksiniz.

1. İçerikleri kim üretiyor?

Sosyal medya yönetiminde en büyük ayrım burada. Bazı ajanslar yalnızca yönetim yapar: siz görsel gönderirsiniz, onlar planlar ve paylaşır. Bazıları ise içeriği de üretir.

İkincisi çok daha pahalı görünür ama pratikte çoğu zaman ucuzdur, çünkü aksi halde içerik üretimini siz yapmak zorunda kalırsınız — ve çoğu işletmede bu iş yapılmaz, hesap yavaş yavaş durur.

Cevap belirsizse şunu sorun: "Bu ay yayınlanacak içeriklerin görsellerini kim çekiyor?"

2. Çekim dahil mi, ayrı mı ücretlendiriliyor?

Aylık paket fiyatı düşük görünen tekliflerin çoğunda çekim dahil değildir. Sonuç şu olur: paket ücretini ödersiniz, sonra her çekim için ayrıca ödersiniz, ya da stok görsel kullanılır.

Stok görsel kullanılan bir hesap, sektöründeki diğer hesaplardan ayrışamaz. Aynı görselleri rakibiniz de kullanıyor olabilir.

Sosyal medya yönetimi hizmetimizde aylık çekim günü pakete dahildir — ayda bir çekim, o günden çıkan malzemeyle ay boyunca yayın.

3. Ayda kaç içerik üretiliyor ve bu sayı nasıl belirlendi?

Sayının kendisinden çok, nasıl belirlendiği önemli. "Ayda 30 paylaşım" vaat eden bir teklif kulağa cömert gelir, ama üretilebilir mi?

Gerçekçi olmayan bir takvim ilk iki ay tutar, sonra içerik kalitesi düşmeye başlar. Az ama tutarlı, çok ama düzensizden daha iyi sonuç verir.

4. Hesabımızın şifresini vermemiz gerekiyor mu?

Doğru cevap hayır. Meta Business Suite üzerinden iş ortağı yetkilendirmesiyle çalışılır. Hesap sizin mülkiyetinizde kalır, şifre paylaşılmaz ve yetki istendiği an kaldırılabilir.

Şifre isteyen bir ajansla çalışmak, işletmenizin en değerli dijital varlığının kontrolünü devretmek demektir. Ayrılık halinde hesabı geri almak sorun haline gelebilir.

5. Reklam bütçesi kimin hesabından harcanıyor?

İki ayrı kalem var ve karıştırılmamalı: reklam bütçesi ve ajans yönetim ücreti.

Reklam bütçesi doğrudan Meta'ya gitmeli ve sizin reklam hesabınızdan harcanmalı. Böylece ne kadar harcandığını her an kendiniz görürsünüz. Bütçeyi kendi üzerine alıp size toplu fatura kesen modelde bu görünürlük kaybolur.

Bu konuyu Meta reklam bütçesi üzerine yazdığımız yazıda ayrıntılı ele aldık.

6. Aylık raporda hangi metrikler var?

Rapor beğeni ve gösterimle doluysa, muhtemelen dönüşüm tarafında gösterecek bir şey yok.

İşin büyüyüp büyümediğini gösteren metrikler şunlar: erişim, etkileşim oranı (mutlak sayı değil), profil ziyaretleri, web sitesi tıklamaları, kaydetme ve paylaşma sayısı, ve gelen mesaj sayısı.

Kaydetme ve paylaşma özellikle önemli — içeriğin gerçek değerini gösteren en dürüst iki metrik bunlar.

7. Sözleşme süresi ne ve nasıl çıkılıyor?

Sosyal medya sürekliliğe dayalı bir iş olduğu için minimum üç aylık çalışma makul. Bu, stratejinin oturması ve ilk anlamlı verinin toplanması için gereken en kısa süre.

Ama on iki aylık, cayma koşulu belirsiz sözleşmelerde dikkatli olun. Sorulacak soru şu: "Üçüncü ayda memnun kalmazsak ne oluyor?"

8. Üretilen içeriklerin ham dosyaları kimde kalıyor?

Çalışma bittiğinde elinizde ne kalacak? Yayınlanmış görsellerin düşük çözünürlüklü halleri mi, yoksa tüm ham malzeme mi?

Doğru cevap: ürettiğiniz her şey sizin. Çekilen fotoğraf ve videoların ham dosyaları, çalışma sona erse bile sizde kalmalı.

9. Bizim sektörümüzde daha önce çalıştınız mı?

Bu soru göründüğü kadar kritik değil — ama cevabın şekli kritik.

"Evet, çok çalıştık" diyen bir ajanstan somut örnek isteyin. Sektör deneyimi olmayan ama süreci sağlam kurmuş bir ajans, sektörü bilen ama şablonla çalışan bir ajanstan daha iyi sonuç verebilir.

Asıl risk şablonculuk: aynı içerik planının sektör adı değiştirilerek her müşteriye uygulanması.

10. İçerikler yayınlanmadan önce onayımıza geliyor mu?

Gelmeli. Ama onay sürecinin kendisi de konuşulmalı: kim onaylayacak, ne kadar sürede?

Çok kişili onay süreçleri yayın takvimini kaydırır ve sosyal medyada gecikmiş içerik değerini kaybeder. Tek bir muhatap belirlenmesi ikimizin de işini kolaylaştırır.

11. Gelen mesaj ve yorumlara kim cevap veriyor?

Netleştirilmezse boşlukta kalan konu bu. Genel sorulara ajans cevap verebilir; fiyat, stok ve randevu gibi işletme bilgisi gerektiren mesajları işletmenin cevaplaması hem daha doğru hem daha hızlıdır.

Kritik olan, bir mesajın cevapsız kalmaması. Sorumluluk sınırı baştan çizilmeli.

12. İlk üç ayda ne bekleyelim?

Somut ve gerçekçi bir cevap bekleyin. Organik sosyal medyada anlamlı değişim için gerçekçi süre üç ila altı ay.

İlk ay çoğunlukla görsel dilin oturması ve içerik arşivinin kurulmasıyla geçer. Bir ayda satış patlaması vaat eden bir ajans ya deneyimsizdir ya da satış yapıyordur.

Cevaplarda neye dikkat etmeli?

Soruların kendisi kadar, cevapların netliği de bilgi veriyor.

İyi işaret: somut sayı verilmesi, "bunu bilmiyoruz, öğrenip döneriz" denmesi, sizin işinize uygun olmayan bir hizmetin önerilmemesi, sınırların açıkça çizilmesi.

Kötü işaret: her soruya "tabii ki yapıyoruz" cevabı, garanti verilmesi (özellikle takipçi veya sıralama garantisi), fiyatın kapsamdan bağımsız söylenmesi, sözleşme öncesi acele ettirilmesi.

Takipçi garantisi konusunda net olalım: satın alınmış takipçi hesabın erişimini düşürür, çünkü etkileşim oranı bozulur. Garanti veren bir ajans ya bunu bilmiyordur ya da bilerek zarar verecektir.

Ajans mı, kendi ekibiniz mi?

Her işletmenin ajansa ihtiyacı yok. İçerik üretebilecek bir çalışanınız varsa ve iş hacminiz sürekli üretimi gerektiriyorsa, içeride yapmak uzun vadede daha ekonomik olabilir.

Ajans şu durumlarda mantıklı: prodüksiyon kalitesi gerektiren içerik ihtiyacı (video, ürün çekimi), sektör dışı bir uzmanlık gerektiğinde, ya da içeride bu işi düzenli yapacak kimse olmadığında.

Bazen de asıl ihtiyaç sosyal medya yönetimi değil, ne anlatılacağına karar vermektir. Markanın konumlandırması net değilse, düzenli paylaşım yapmak sorunu çözmez. Bu durumda önce marka ve içerik danışmanlığı daha doğru bir başlangıç olur.

İhtiyacınızın gerçekten ajans olmadığını düşünüyorsak bunu ilk görüşmede söylüyoruz.

Fiyat teklifi nasıl okunur?

Aynı brief'e gelen aylık teklifler arasında üç kat fark olabiliyor. Bu farkın büyük kısmı kalite değil, kapsam.

Teklifleri karşılaştırırken şu kalemlerin her birinde ne olduğunu ayrı ayrı çıkarın:

  • Aylık içerik sayısı ve bunun kaçının video olduğu
  • Çekim günü dahil mi, ayda kaç gün
  • Reklam yönetimi dahil mi, yoksa ayrı mı ücretlendiriliyor
  • Reklam bütçesi kimin hesabından harcanıyor
  • Raporlama sıklığı ve içeriği
  • Revizyon hakkı ve sınırı
  • Sözleşme süresi ve çıkış koşulu

Bunları bir tabloya döktüğünüzde ucuz görünen teklifin neden ucuz olduğu genellikle netleşir. Çoğu zaman çekim dahil değildir.

Bir uyarı: en ucuz teklifi seçmek sosyal medyada sık yapılan ve pahalıya patlayan bir hata. Altı ay boyunca sonuç vermeyen bir çalışmaya ödenen düşük ücret, sonuç veren bir çalışmaya ödenen yüksek ücretten daha pahalıdır — üstelik aradaki altı ayı da kaybedersiniz.

Ajans değiştirirken nelere dikkat edilmeli?

Mevcut ajansınızdan ayrılıyorsanız, geçiş sürecinde kaybedilebilecek şeyler var. Devir listesini önceden çıkarın:

  • Hesap yetkileri. Business Manager sahipliği sizde mi, ajansta mı? Sizde değilse devir talebi edilmeli.
  • Reklam hesabı ve piksel. Piksel ajansın hesabındaysa, biriken kitle verisi de onlarda kalır. Bu ciddi bir kayıptır ve yeniden toplanması aylar alır.
  • İçerik arşivi. Üretilmiş tüm görsel ve videoların ham dosyaları.
  • Yayın takvimi ve planlanmış içerikler. Devir sırasında yayının kesintiye uğramaması için.
  • Kitle tanımları. Reklam tarafında oluşturulmuş özel ve benzer kitleler.

Bu maddelerin sözleşmede yazılı olması, ayrılık anında tartışma çıkmasını önler. Yeni bir ajansla anlaşırken de aynı listeyi baştan konuşun.

Küçük işletme, büyük ajans meselesi

Küçük bir işletmenin büyük bir ajansla çalışması her zaman avantaj değil. Büyük ajanslarda küçük bütçeli hesaplar genellikle en kıdemsiz ekibe düşer ve önceliği düşük olur.

Buna karşılık küçük bir ekiple çalışmanın da riski var: kapasite. Tek kişilik bir yapı tatile çıktığında veya hastalandığında hesabınız durur.

Doğru soru "büyük mü küçük mü" değil, "bizim hesabımıza kim bakacak ve o kişi ulaşılabilir mi". Görüşmede satış yapan kişiyle işi yapacak kişinin aynı olup olmadığını sorun. Farklıysa, işi yapacak kişiyle tanışmayı isteyin.

Özetle

Sosyal medya ajansı seçimi, sunum dosyasına bakarak yapılabilecek bir karar değil. Ayırt edici olan içeriği kimin ürettiği, hesabın kimde kaldığı, neyin raporlandığı ve çıkışın nasıl olacağı.

Bu on iki soruyu görüştüğünüz her ajansa sorun. Cevapları yan yana koyduğunuzda fark net görünecek.

Bizimle görüşmek isterseniz veya tüm hizmetlerimizi incelemek isterseniz buradayız.

Tamer Gerek
Tamer GerekKurucu & Prodüktör, Gerek Medya

Acun Medya prodüksiyon ekibinde ve Eccholine bünyesinde Avrupa genelinde uluslararası televizyon prodüksiyonlarında çalıştı. Türk Hava Yolları, Trendyol ve Getir reklam projelerinde casting direktörlüğü yaptı. Bugün İstanbul'da Gerek Medya'yı yönetiyor. Projeniz için görüşelim.